pera müzesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pera müzesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2010 Pazar

2 kelam

bir.
Pera müzesi'nin kültür sanat sohbetleri adlı her ay yaptığı bir tür etkinlik var, geçen ay Ahmet Ümit gelmiş, bu ayki konuk ise Aydın Boysan'dı. İlk kez dinleme fırsatım oldu, çok tatlı inanılmaz iyi bir adam. bir saat boyunca kendi yazdığı metin üzerinden konuştu, müzecilikten girip mimarlıktan, şehirden, gezilerden, yazarlıktan, hayattan, siyasetten o kadar çok şeyden bahsetti ki, üstelik bir saat boyunca tüm konuklar otururken kendisi ayaktaydı. en sonda Vehbi Koç ile ilgili anılarını anlatıp müze için teşekkür edip onu da anmış oldu. sorular ikramlarla birlikte söyleşi bitti.

burada küçük bir röportajı var;

ayrıca kendisi uzun yıllar mimarlık yapmış ve çok sayıda kitabı olan biri. ilgilenmek isteyenler kısaca bir arama yapıp üstadın hertürlü röportajına, kitabına, mimari uygulamalarına ulaşabilir. ben de en kısa sürede bir kitabını edinmeyi düşünüyorum.

dipnot1.etkinliğe katılabilmek için pera dostu olmak gerekiyormuş. Olduk bakalım, bir yıl boyunca 20 tlye müzeye de ücretsiz girebiliyormuşuz. umarım bir sonraki ay güzel bir konuk çağırırlar, sonra bir sonraki dönemin başında görüşücez pera.
dipnot2.etkinliğin sponsoru starbucks coffee idi, kahve ve kek dağıttılar. dağıttılar dağıtmasına da başlangıçta kahvenin öyküsü ve tadılacak kahvelerin hikayesine dair konuşma yapıldı. açıkçası beğenmedim, olmamış keşke stand kurulsa broşür falan dağıtılsaydı. başında uzun uzadıya anlatmak, insanların sorularını almak gibi şeyler. neyse sponsordur yapar diyelim.


iki.
istanbul modern'de bu ara Kutluğ Ataman var, çok sayıda video enstalasyonuyla geniş bir sergi açmış. çok vakit harcadık ama güzeldi, gidilip gezilesi. özellikle eşcinseller ile ilgili çalışmaları benim en çok dikkatimi çekenlerdendi. serginin başındaki ilk enstalasyonun da kendisinin dansöz kıyafetleri giyip oynaması olduğunu da buraya not olarak düşüyorum.

dipnot3.istanbul modern yine güzel hep güzel.

ek olarak, haydarpaşa yandı bugün, modern'den dönerken görünce oranın yanıyor olmasına hiç ihtimal vermemiştim. daha dün yanından geçerken nasıl hala buranın kapısından çıkıp istanbul'a şöyle bir bakmamış olabilirim, nasıl hala bu kadar büyülü bir yapıyı gidip görmemiş olabilir diye düşünüyordum. gidemeden bugün yandı, çatısı komple yandı. eğer bunu fırsata çevirirlerse, haydarpaşa projesini hayata geçirip orayı otel yaparlarsa yıkmasınlar diye önünde yatacağım ikinci bina olacak kendisi. söylüyorum, ciddiyim, gider önünde yatarım.
ilki de akm.
ayağını denk al büyükşehir.

4 Temmuz 2010 Pazar

şişmanlık iyidir

Botero'nun Pera müzesi'ndeki sergisine hayatımda sahip olduğum en zayıf arkadaşımla gitmem ve sergi temasının şişmanlık güzeldir olması arasındaki ilişki beni 24 saattir düşündürüyordu ki, Fernando Botero ile ilgili gazetede birşeyler okuyunca aklımdakileri bir yaziyim dedim. çok uzun bir süredir blogger yüzü bile görmeyen bünyeye de iyi geldi ne yalan söyleyeyim.

78 yaşındaki kolombiyalı sanatçının Pera'da görebileceğimiz resimleri; sirk, boğa güreşi, latin amerika halkı, latin amerika yaşamı, ölü doğalar ve sanat tarihinin geçmiş ustaları adlı bölümlerden oluşuyor. çocukluğunda matodor olması için baskı yapılıp boğaların yanına verilen bir çocuğun boğa güreşi resimlerinin olması, resmettiği meyvelerin bile gereğinden fazla hacimli olması, bakınca basit şişman insanlardan oluşan resimlerin minik minik ayrıntılar içermesi gibi durumlar var sergide. biz gezerken pek keyif aldık, hee bu çok şirin bu daha çok şiriiin diyerek hepsine atladık neyseki sergide az insan vardı.

durum bir de şöyleymiş, doğal olarak sergi için 64 yapıt seçiliyor
fakat bugünkü radikalin ekinde okudum ki aslında seçilenler arasında Botero'nun kişiliğinin tam yansıtılmasını sağlayacak bazı eserleri hiç seçilmemiş(1). Botero aynı zamanda ABD'nin ırak işgali
sırasında Ebu Garip cezaevinde yaptığı insanlık dışı uygulamaları konu alan resimler de yapmış(2). Ayrıca kolombiya iç savaşını da anlatan resimleri ile ülkesini eleştirmekten de geri kalmıyormuş.( sağdaki de otoportresi, tabi asansör baskısı )

sergide başka biri tarafından biyografi tadında çekilen videoyu izlediğimizde
de farkettim ki resim ile olduğu kadar heykel ile de pek ilgili bu adam(3). bir çok avrupa kentinde heykelleri ile açık hava sergileri oluşturmuş. heykellerin oradan oraya taşınması yerleştirilmesi ile ilgili söylemleri vardı. resimlerini anlattığı kısma kalmadık, baştan sona izlenebilir.

bir sürü de fotoğraf çekip oradan en zayıf arkadaşım ile ayrıldık. Sergiyi de en zayıf arkadaşımı da pek sevdim, bir daha beklerim. Botero bir daha gelemese de o gelsin yine gidelim.

(1) : http://www.harftamircisi.com/boteronun-mutfagi.html yazıyı radikalde okudum fakat Mehmet Uhri yazıyı kendi sitesinde de yayımlamış, bu link kendi sitesinden.
(2): http://www.bampfa.berkeley.edu/exhibition/botero_2009 eylül 2009-şubat 2010 sergilenmiş.

14 Mart 2010 Pazar

yda ile ölmeye beş kala

neden ölelim değil mi?

sabah sadece iksv kitapçığı alıp filmlere "bu çok iyi, bu süper, bu kötü, abiii*" yorumu yapabilmek için çıktığımız yolda neler olmadı.
önce keyif için kahvaltı yapıldı. sonra en güzide pazar olan beşiktaş pazarına gitmeden üst geçitteki kitaplara abanıldı.
pazarın ardından alkımdan ucuza kitap alma, hatta abarttıp "klasik serisi 5 tl" olayına saldırıldı.
fransız kültür merkezine girip filmmor festivali kapsamında 7de olan filme girilmeye karar verildi.
güneşin gözümüzü aldığı istiklalde yüründü ve süper kapaklı iksv film festivali kitapçığı alındı.
giderken fatih akın'ın 6da başlayacak olan filmi** görüldü, kararsız kalındı, oturunca bunun düşünülmesine karar verildi.
cumartesi günü kapalı alanda istiklalin cumartesi insanlarıyla oturmaktansa trt nin yanındaki çay bahçesine*** gidip donarak film seçmeye karar verildi ve donuldu.
film festivalinde inanılmaaaz filmler olduğu düşünüldü, kitapçık bitirilemeden pera müzesine**** geçilmesi gerekti.
pera müzesinde kültürden ölmek üzere olunduğu düşüncesine varıldı, 7de kovulmadan kaçıldı.
arada yda'nın sevdiği dergi bant alınırken yanında hayatın boktanlığına***** süper giden hayyam dörtlükleri alındı.
taksimdir, cumartesidir denilip room'da bir bira içilip öyle dönüldü.
neyseki izlenmesi düşünülen 2 filmde fake çıktı, ev-yurt hasreti daha ağır bastı.
döner iken arkadaşlık dersi de bünyeye iyi geldi.

velhasıl bir günümüz daha böyle geçti. o gün için teşekkürlerimi bir borç bildiğim yda, şuan içeride mışıl mışıl derin uykusunda. canım deyip kalp koymak isterdim ama kelimelerim kifayetsiz kalıyor. . . sevgili yda canım yerine****** ne demek isteyeceğimi de biliyor.
bir de ona when the cats come out the bats come out the play demek istiyorum.
yarın kahvaltı yapmazsak çok kızacağım.
bir de sözlerimi bitirirken tvde "şimdi de geçti burdan konyalım yürü" çalıyordu. kime gitmeli biliyoruz.

*bir yda klasiği olarak abiiii.
**soul kitchen
***o çay bahçesi ki muhabbet edilesi en güzel yer.
****pera müzesinde bu ara: picasso, tarihi hipodrom, istanbul resimleri.
*****okunmayacağını bile bile giden alıntı
******kaltak